Resimlerin sözleri.
Resimlerle sevişirim ben diye
Bilmem hangi resme benzettim seni sanki
Ne kadar kadınımsı ki yüzün
Konuşunca sözün
Sanki o resim senin özün
Yüksek kaldırımdan şişhaneye
Dur orada Galata kulesi
Yanında vardı ya o şarap mahzeni
çekilen fotoğraflar
Gerçeğim.,
Seninle kışın çok şarap içtik mi,
Sucuk kızart dıkmı yanında
sokaklarda çocuklar gibi öpüştükmü?
Hiç mutluluğu bırakıp gittikmi?
Anla işte.
Senin yanımda olabildiğin
Ankarasız yapabildiğin
Ağlayıp teyzeni aramadığın
Hala o okuduğun
kitapta kaldığına üzüldüm.
kaç kez seni unuttuğum
hatırladıkça içimde kurt olduğum.
terk edildim kuruntusuyla olduğum
son anlarda yetiştiğim
kuzu.
Anlatılmaz öyle sözle, şiirle
Özlem üstü duygular geldiğinde,
Zamanı çizdim gözlerimle
Kuzuyu sevdim
Kurt oldum.
Şimdi sararmış yollardan bana dönmektesin,
Üzerinde sevdiğim portre
İçinde bana ait bir yürek
Ve hala Tanıdığım renksin.
Hiç değişmemişsin.
< Marco Verticelli >
----------------------------------------------------------------
HIRÇIN DALGA
Duyuyor musun canım; denizin dalga seslerini ?
Bugün çoşmuş, nasıl da hırçın
Anlatacaklarım, daha da hırçın yapacak denizi
Yavaş yavaş yürüyorum, sakinim;
Hiç üzülmüyorum..
Biraz önce bitti her şey; darmaduman her yer
Sen beni, ben de seni.. istemiyoru(z)m
Bu ne demek onu da bilmiyorum
Zamanla her şey düzelir elbet..
Çok denedim; olmadı !
Geriye dönme, acıtma canını
Ben bundan sonra ne yapacağım;
Yuregim, onu da hesaplamadı..
Tek bildigim bi’sey var:
" Sadece kendim için yaşamak ! "
Hesapsız...
Sorgusuz...
Sualsiz...
Sadece hayat, ben ve deniz
----------------------------------------------------------------
Ne yapıyorsun hala bu saatte yazdı.
hiç dedim.
yapacak hiçbir şey yok.
yat dedi.
yatamam dedim.
melankoli yapasım da gelmedi ama
daldım gittim sonradan fark ettim.
nasıl dedim.
iyi dedi.
öyle hayatımın bir yerine sıkışıp kaldığını sandığım
ne yapıp edip beni rahatsız etmeyi başarıyordu.
ya rüyama giriyordu
ya durduk yere aklıma geliyordu
ya da ona benzeyen birini önümden geçiriyordu
(son söylediğimi o yapmıyor olabilir)
bana onu unutturmayan şey benim.
ona aşık değilim sevmiyorum da artık.
evvelden deli severdim.
o beraber olduğumuz zamanlardaki diliminin büyük hatıralarını taşıyor.
bu yüzden onla yaşamaya devam etmek kötü bir şeymiş gibi gelmiyor.
oysa o bunu büyük bir problem edinmiş kendine.
neyse şimdi çok mutlu oldum birden çok garip bi insanla konuşuyorum.
----------------------------------------------------------------
Düşünceler!
Düşünceler olmadan, içimde,
Yere sağlam basmak değil,
Yere basmadan yürümek istiyorum.
Rüzgarı hissetmek istiyorum,
Hava serinken, yağmur yağarken,
Rahat nefes alırsın ya bazen,
Ben yine derin nefes almak istiyorum.
İçimde birşeyler sıkışsın istemiyorum..
Kaya gibiyim ya görünüşte,
Güler yüzlüyüm ya,
Dostlarım bile anlamıyor bazen,
Herkesle paylaşamıyorum bazı şeyleri,
Uzaktan da olsa
Beni bir anlayan olsa
Söz yapardım içimdeki düşünceleri
----------------------------------------------------------------
İçimdeki seslerin rast gele yankısı.
Çok rüya görmekten ve uyandığımda halsiz düşmekten
Bıktığım zamanları öyle arıyorum ki.
Sadece rüya görebilmek için uyur oldum (bu koca bir yalan).
Sabah kalktığımda ne yapabilirim ki?
Uyanıp yüzümü yıkamak ve tuvalete gitmekten başka
Sevdiğim bir şey yok. hiç bir şeyim yok.
Sahip olduğumu düşündüğüm bütün değerlerimi tek tek yitirdim.
Bu yitikliğin şokuyla sarhoşluğuyla yaşıyorum.
Arkadaşlarımı özlüyorum.
Kalabalığın içinden edinebildiğim değerli şeyler onlar.
Şimdi yoklar.
Hissetmiyorum.
Uzakta olmalarından değil.
Her telefon konuşmamızda sürekli kendilerinden bahsedip
Beni hiç dinlememelerinden de değil.
Onların yüzünden değil.
Kazanmaya çalıştığım beni ben kaybediyorum.
Koydum birilerinin çantasına arkasından el sallıyorum.
Mutsuzluk değil sorun. mutluyum.
Ama gerçekten mutlu muyum?
Boşluklarla dolduruyorum artık kendimi.
Beynimi kafamdakileri.
Yaşadığım şehir mi içindekiler mi sorun?
Evi bir bebek gibi özletecek başka yerler de vardır elbet.
Ama orası bir zindan.
Gezmek tozmak ya da geceleri barlarda dağıtmak değil...
Kendimi bulmak istiyorum
Bir yerlerde bir köşede bir sokakta
Bir pencerede ya da bir camda,
Herhangi bir yolda...
Bulamıyorum.
Çıkıp gitmek imkansız.
Kendimi toplamaya çalışıyorum
İki yılı geçgin zamandır. yapamıyorum.
Bir gün yeter mi?
Düşüncelerimi yazamayacak kadar
Uyuşmuş bir beyin var kafamın ortasında.
Yüzey selleşmiş kelimeler dönüyor ağzımın içinde.
Değersiz düşünceler sarmış yine her yerimi.
Derdim derinlik değil.
İçime kaçan ya da uçup kaçan beni bulmak.
Bir yerlerde rastlamak.
Sesimin yankısı size geliyorsa
Biliyorsanız,
Söyleyin beni buldunuz mu?
----------------------------------------------------------------
Onu ilk kez gördüğümde çok etkilendim. !!!
Onu ilk kez gördüğümde özel yaşantımda onun
çok önemli bir yer alacağını sezinlemiştim.
Bu sanki bir filmin daha ilk karesinden filmin tamamını anlamak,
sonunu belirlemek gibi bir duyguydu.
Onu ilk gördüğümde bundan sonra artık onun benim için
çok önemli olacağını anlamış ve heyecanlanıp korkmıştum.
O andan itibaren yaşantımda çok şey değişecek,
artık hiçbir şey ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.
İşte bu durumu nasıl bir güçle hissettiğimi ve nasıl sarsıldığımı
iyi hatırlıyorum. Ne yazık ki elimden hiç bir şey gelmiyordu.
Sonunda onun günkü güçlü çekim alanının etkisine girmiş, büyülenmiş,
tamamen öylesine bir tuhaf bir zevkle bu albeniye kapılmıştım.
Bütünüyle herşey kendi isteğimle ve “ben” oluşumla ilgiliydi.
Etkilenmiştim.
----------------------------------------------------------------
Zaman sokaklarda kayboluyordu. !
Diyorum ki adamım bazen yaşamın insana getirdiği her türlü güzelliği
sonuna kadar kucaklamak için açtığı kollarını, zamanın soğuk nefesini
ensesinde hissettiği an çabucak kapatıp cenin pozisyonu alıyor.
Bir şehrin tadına en güzel; sokaklarında kaybolarak, kıyıda köşede kalmış
lokantalarında çoğu kişinin bilmediği tatlarına bakarak, rüzgarı arkasına,
yağmuru saçlarına, güneşi yüzüne alarak varılacağını biliyor. bir yandan
insana ait her şeyi öğrenme konusunda çocukça bir merak yaşatıyorken yüreğinde,
diğer yandan alabildiğine kaçıyor insanlardan.
Dikensiz bir gül bahçesinin hayalini kurar gibi; hem hayatla hesapsız
bir aşk yaşamak derdinde, hem de bu aşk hiç zamanını almasın istiyor.
sanırım o aşkın hakkını vermek için sahip olduğu zamanın yetmeyeceğini düşünüyor.
Oysa ki hayat, onun kıymetini eninde sonunda öğrenelim diye zamanla kol kola
geçiyor yanımızdan. kimi zaman gülerek, kimi zaman küçümser bakışlarla,
kimi zaman da asla bizim olamadığı için, olmasına izin vermediğimiz
için ayıplayarak geçip gidiyor.
Adamım zamanla derdi nedir, bilmiyorum. tek bildiğim ona yazarken kafamdaki
kelimelerin parmaklarımın ucuna hesapsız bir çocuk telaşıyla döküldüğü...
ne mantık, ne uyum, ne de güzellik aramadan sokaklarda kaybolan zamanı arar oldum...
----------------------------------------------------------------
Aşk
Zekayı geliştiren, yaratıcı gücü arttıran, Güveni oluşturan,
sevginin doruğuna ulaştıran sadece bir kere yaşanan
en büyük ve en eşsiz mükemmel bir duygudur.
----------------------------------------------------------------
Bu aralar, hep böyle...........
hep hep böyle........
Ne içtiğim kahveler ne bir kadeh bloody mary keyif veriyor
Ağzımda tat kalmamış , ne yesem, ne içsem bu aralar hep aynı.
Havalar biraz soğudu burada
Sarılı grili kazağım bile ısıtmıyor eskisi gibi
Ev çok sıcak diyor sevgili
Ah şu ellerim çok sıcak ama, yüreğim ne giysem ısınmıyor.
Gözlerimde Güneş duasına çıkmış pırıltılar
Yüzümde gülücükler ardına saklanmış hüzün var
İkide bir çektiğim burnum ıslak, dudaklarım çatlak.
Freud açıklayamıyor, sen varken yanımda sevgili
İçimde bir yerlerde son yaptığım tabloyla
Neden seviştiğini kaçışlarımın.
Ben anlatmıyorum, kimsede anlamıyor.
Ne zaman sana bir şeyler yazmaya kalksam,
Orada bir yerde bir kapı aralanıyor.
Konuşurken anlamsızlaşıyor sesler
Bir takım salak harfler boşlukta sallanıyor.
Boşluktan gelecek bir dokunuş arıyorum ruhuma
Sözlerime güç versin kaybolmasın anlamı diye
Yoksa hiç anlamayacaksın o yerde sürünen
Hala umut içinde olan sarhoş ben ve yazılarımı.
Bu aralar, hep böyle...........
hep hep böyle........
----------------------------------------------------------------
Karşılaştığımız da ışınlaştın
Evrenden bir parça
Eşsiz ve tek
Pırıl, pırıl.
Benliğimi kapsayan
Bana sarılan
Bırakmayan
Melektin sanki.
Ayaklarım yerden kesildi
Yükseldik evrenin derinliklerine
Yalnız ikimize ait
Bir aşk gezegenine
Sonsuzlara dek sevişmeye
Mutluluğun doruk noktasına
Sen ve ben tek olduk
Tek kişilik aşk gezegenimizde
Non Stop Sevişmeye.
----------------------------------------------------------------
Yürek
Umut tarlasıdır,
Suyunu gönlümüzden karşılayan.
Sevgi kokar, çiçek kokar…
Gün olur hırçın dalgalara dönüşür,
Hesap sorar.
Gün olur çılgın bir nehir olur,
Okyanuslara koşar.
Yürek bir eldir sevilenin içinde…
Bazen bir kıvılcımdır arzuların ucunda.
Tatlı bir okşayıştır,sevgilinin başında.
Kıyılarda soluklanmaktır bir gurup vakti.
Ve mutluluğun kahkahasıdır,
Acı bir çığlıktır bazen.
Serin bir çiy damlasıdır…
Ruhun gizemli aynalara yansımasıdır.
Hayat gemisinin rotasıdır...
----------------------------------------------------------------
Gökyüzü gözlerimde durdu
Sana sözlerim akarken
Denizde dalgalar
bir suyu döktü durdu aklıma
Rüzgar süpürdü ne varsa
Seni de küçük bir rüzgar sandı
elini tutan beni de aldı yanında
pencereden gördüm
Bulutlar yanaşmıştı kıyıya
sözcükler, buhar olmuştu
kağıdın beyaz köpüğünde
Meleklerin yüreğinde
Ben kendimi boşalttım ufuklara
bir esintinin ayak izine
Güneşin gölgesinde kurulandım
Buharlaşan sözlerim var oldu.
Sen anladın ki tependeki yıldızlar
Dans ediyordu yarışır gibi
Kalbin oynaştıkça uçuk Marco'ya
Marco sözlerle buharlaştı yok oldu.
----------------------------------------------------------------
Yüzüyorum
Umudum kalmadı
kulaç atmaktan yoruldum
En yakın sahile vardığımda
Güneş tepedeyken
Kumların üzerine uzanıp
uyuyacağım
Ta ki dalgalar esen rüzgar
yada yağan yağmur
Beni uyandırıncaya kadar
orada sere serpe yatacağım.
Artık birdaha
Umutlarımın gittiği denizlerde
kulaç atmayacağım.
----------------------------------------------------------------
bu aşkın sebebi sensin seçeni ben
ümit veren sensin bekleyen ben
sevdim diyen sensin seveni ben
ümidim kalmadı senin sevginden
----------------------------------------------------------------
Kışın getirdiği sevgi,
O içindeki bir damlacık sevgiye değil
O hep kendini aldatan hislerine güvendi
Hislerini kullanan kendi değildi
Ona bir türlü rahat vermeyen içindeki kötü ruh du
Haksız ama çok haksızdı, bunu oda biliyordu.
Umutsuzdum ve bir tek korkum vardı
Onu kaybedeceğimi çok güçlü hissediyordum
bundan çok korkuyor kaygı duyuyordum.
Bunu ona söyleyişimin dört saat sonrası
Hislerim beni aldatmadı, Onu kaybettim.
Kendi adıma değil, onun adına çok üzgündüm.
Benim ile yapamadı kimse ilede yapamayacak
uzun bir yola kimseyle çıkamayacak
Çünkü mücadele etmedikçe
İçindeki kötü ruh asla ona rahat vermeyecek.
Bir yılbaşı daha yalnızlar Dünyasında olacak.
İlk defa bir yılbaşı o Dünyayı paylaşacağım.
Güzel ve tatlı günleri anacağım
Kalan senindi zaten
Bana seni getiren kış'a seni bırakacağım
----------------------------------------------------------------
Sessiz ve sakin bir süreçte
Gizemli esrarlı halinle
Umutların gölgesinde
Orada bir yerde
Keyifli bir günde
Güneşiğin soğuttuğu ülkede
Dudakları donmuş sevgili
Beni özlemedin mi?
Sormuyorum nerelerdeydin
Biliyorum kendinleydin
Sesinleydin
Nefesinleydin
Sen senin olan seninleydin
Ben bilmek istemiyorum
Senin seninle ne yaptığını
Biliyorum ki gene benimleydin
----------------------------------------------------------------
Hadi gel koşalım ne dersin?
Seninle koşmak istiyorum,
Sonsuzluğa,
Oradaki sevişme cennetine,
Nefesimizin yettiğince
Seninle koşmak istiyorum.
Sevişmemizin engellenemeyeceği
Tenlerimiz in ayrılmayacağı ,
Aşkımızın arasına kimsenin giremeyeceği,
Mutsuzlukların, olumsuzlukların olmadığı yere,
Seninle koşmak istiyorum.
Soluksuz adeta nefes almadan
Gücümüz yettiği kadar
Koştukça koşmak varmak istiyorum,
Koştukça enerji dolmak,
Bizi bize enerjiyle bütünlemek ,
Bağlandıkça bağlanmak,
Sonsuzlukta seninle sarılmak,
Öpmek, öpülmek durmadan sevişmek
Sevişirken sonsuzluk istiyorum,
Dudakların dudaklarımda,
Ayaklarım ayaklarında yapışmış,
Birbirimizin içinde rüyalar ülkesinde olmaya,
Seninle koşmak istiyorum. ,
Öyle koşmak istiyorum ki,
Aşkımızın içinde sonsuzluğa dek
Ayrılmadan seninle aşk olmak için
Rüzgardan hızlı, Işınlardan güçlü
Seninle koşmak istiyorum.
----------------------------------------------------------------
Uydurma Sözlerim.
Seni,
Hem yaşamın zorluklarını birlikte göğüsleyebildiğimiz,
hem de tadını birlikte çıkarabildiğimiz için seviyorum.
Ben senden elektrik almıyorum,
Seninle elektriği oluşturuyorum.
Yeni tanıştığımızda seni hissederdim,
Şimdi ise seni hislerimde yaşıyorum.
Dudakların dudaklarımla geleceğimizi çizmeseydi aşk tablomuz oluşmazdı.
Senin nefesinle soluk alıyorsam sensiz yaşayamam demektir.
Saniyesiz yelkovan, Yelkovansız akrep, akrepsiz saat olmadığı gibi,
Sensiz ben, bensiz çocuklarımız, çocuklarsız Aile olmaz.
Islanmadan kuruyamaz, kaybetmeden kazanamazsınız.
Seni anlamaya değil sevmeye geldim,
Bil ki sevdikçe sevilip anlayacağım.
----------------------------------------------------------------
Tenim teninde,
terim terinde,
öpülen sesim nefesinde...
Kımıldama öyle kal!!!
----------------------------------------------------------------
Dokun
Parmağının ucunla,
Hisset
Duygularınla
sev beni
Herşeyinle
Ben
Sonsuza dek seninle
Yalnız seninle
Orada
Deliler Dünyasında
Çılgın aşklarla birlikte
Bir başka Dünyada
Sonsuza dek sevişmeye
Ne dersin?
----------------------------------------------------------------
Pariste sessizlik,
Romada bir gizem,
İstanbulda bir rüya,
Gecelerimiz sevişiyor.
Anılar geziyor düşlerde,
Dudaklarda fısıltı,
Kulaklarımda o ses,
Seni yaşıyorum sevgili.
NewYorkda çılgınlık,
Tokyoda bıkkınlık,
Rio'da karnaval,
Kollarımda dans, dans, dans.
Masamda iki kadeh,
Barda bir ben,
Karşımda anılarda sen,
Seni seviyorum sevgili.
----------------------------------------------------------------
İnsan Olmak Ne Güzel
Sevdaları çözümlemek
Göklere bulutlara ulaşmak
Doğada gezmek ne güzel
Seni sevmekse hepsinden güzel
Sevenleri tanımak dost olmak
Sevdalarıyla paylaşmak
Gülen yüzleri tanımak
Yağmurda ıslanmak ne güzel
Şimşekleri seyretmek
Gök gürültüsünü anlamak
Bulutlarla şakalaşmak
Bir ağaca saklanmak
Orada seninle olmak ne güzel
Her şeyden önemlisi insan olmak
Sevgiyi saygıyı bilmek ne güzel...
----------------------------------------------------------------
hayat tekrarı sever...
yeniden başlamayı....
kuşlar dalları sever....
kanatlarsa uçmayı...
----------------------------------------------------------------
Bütün çiçekler güneşe bakar..
Bir tek sen..
Bir tek sen güneş olduğun için,
Çiçeklerin hepsi sana bakıyor.
----------------------------------------------------------------
Bayan Papatya,
Lütfen bir daha anlatın,
Bir daha anlatın kalbinizin en kırık yerinden,
Nasıl bembeyaz baktığınızı,
Mucizelere inanmayı bırakmışken,
Önünüzde eğileyim.
----------------------------------------------------------------
Issız bir adada
Yalnız bir deniz feneri
Okyanusun ortasında
Bir yanar,bir söner.
Gelmese de günlerce hiç bir gemi
Gelir de göremem diye
Rahat etmez yüreği
Bir yanar,bir söner.
Bir ışık gönderir uzaklara
Tek başına ve dimdik
Göz kırpar karanlığa
Bir yanar,bir söner.
İşte o deniz feneri sana benzer S..
Kimseler görmese de
Bir geminin aşkı ile
Bir yanar,bir söner.
----------------------------------------------------------------
Gizemli bir bakış aldığımda,
Düşünürüm birdenbire.
Neden bu gizemli bakışlar,
Sahte diye.
----------------------------------------------------------------
Benim sevdam
Bir sarı bir güle benzer
Bir kelebek konduğunda
Bazen solar,bazen açar
Ama sürekli yaşar
Yüreğimi okşar
Göğe uzanır
Evreni aşar
Benim sevdam böyle yaşar.
----------------------------------------------------------------
Güneş ışını sadece çiçek yapraklarını öpmek için karanlıkları
deler. Dalgalar sahildeki kumu okşamak için birbirleriyle
yarışırlar.
Tarlada bir buğday tanesi bile güneşi görebilmek için yükselir.
Siz de yapabilirsiniz, gökyüzü ile aranıza gök kuşağı
gönderiyorum.
Size uygun gök kuşağı rengini seçin bir dilek tutun ve gelin.
Sizi seviyorum ve sürprizlerimle oradayım bekliyorum.
Ben hayallerimde yaptım yalan da olsa mutlu oldum.
Kısa da olsa sizi de mutlu edebilmek için.
Neden olmasın?
----------------------------------------------------------------
İnsan bir çiçeği severse,
milyonlarca ve milyonlarca yıldızda
yalnız tek bir çiçek açarsa,
işte o yıldızlara bakarak mutlu olur.
Kendi kendine şöyle der:
'İşte orada,
o yıldızlardan birinde benim çiçeğim.'
Benim çiçeğim bu kadar gizemli
bu kadar özel...
----------------------------------------------------------------
İstanbul seni bekliyor.
Ben seni unutsam da, adını anmasam da,
İstanbul seni anlatıyor!
Seni hiç düşünmesem de,
İstanbul seni özlüyor!
Beyoğlu masum bir çocuk, gözleri buğulanmış
Ekim yalnızlığında Kabataş da, yapraklar sararmış
Sen gideli İstanbul’u karabulutlar sarmış
Bak hafif hafif yağmur çiseliyor
İstanbul sana vurgun, İstanbul sana ağlıyor!
Hasret tütüyor geçen her vapurun bacasında
İstanbul sana tiryaki, İstanbul sana müptela!
Bekletme biliyorsun alışkın değil ayrılıklara
İstanbul yaşayamaz içinde sen olmayınca!
----------------------------------------------------------------
--- Cinsel yetersizlik üzerine ---
.... en uygunsuz zamanda, hiç istemediğimiz anda büyüyen
ama ona en çok gereksinim duyduğumuzda bizi yarı yolda bırakan
bu organın [evrensel] itaatsizliği...
----------------------------------------------------------------
Ya Gemilerden Ya Kıyılardan
Ben hep ya kıyılardan yada gemilerden izledim denizleri.
Kayboldum, rüyalarımın maviliklerinde.
Yağmurlar ile yarıştırdım kalp atışlarımı.
Pişmanlıklarımı gördüm ,denizleri göremediğimde.
Ben yaşamı ya kıyıdan yada denizden gördüm, ömrümce...
Dostlarım ile birlikte;
Gökyüzünün denizle birleştiği noktayı seyrettim hep...
Yüzerdim denizdeki dalgalara karşı,
Sevemedim denizin olmadığı yerleri!
Ben denizleri ya kıyılardan yada gemilerden izledim,
Denizi ve Kendi gölgemi...
----------------------------------------------------------------
Sanatın insan ruhunu incelten
bir araç olduğunu düşünenlerdenim.
"Sanattır bir topluma savaşmayı unutturan ve insanlara ;
insani olanı yaşamayı aşılayan"
diyorum...
----------------------------------------------------------------
Hep Sevgiden konuşalım
Çikolata tadında
Gülücükler yanaklarda
çocuklar gibi masumca
Bulunduğumuz herhangi bir mekanda.
Gece olunca o durağan bakışlarda
Birer yıldız halinde konalım sabahlara
Günleri Güneşten önce görmek
gözlerimiz buluştuğunda
----------------------------------------------------------------
Etrafta kan görmemek için
ne kliseye gittim nede dışarı çıktım
Kaplumbağlar gibi eve kapandım.
Bayram mı?
Yok, yok ondan kalmadı bizde
Bir telefon araması bile olmayacak kapattım onuda.
Bugün ayaklarımın sesini
perdeler kapalı
yanlızlığımda dinledim sadece....
----------------------------------------------------------------
Bu yüzden şiirlerime sarılıyorum...
Şiir ile doğan bir yürek var bende
Şiirler ruhumu doyuruyor, onlar yoksa açım.
Edebiyat ve sanat zebginliğim
Okumak ve yazmak bana çok iyi gelmekte....
Şiirleri çağırmak onlara seslenmek onlarla konuşmak
Böyle bir duygu var bende ve onunla çok barışuıkım.
Şiirlerle keşfe çıkmak yolculuk yapmak onlarla dolaşmak
Macera, macera peşinde koşmak şiirlerimle...
Bazen düşlerde, değişik imgelerde,
Farklı sezgilerde dolaşmak bu hislere şiirle ulaşmak...
Yüreğimin çılgınlıkları belkide,
böylesi vurgunluğumu var ediyor mısralara karşı...
Belki dile getiremediğim düşüncelerimi paylaşayım diye,
şiirdeyim.
Belki de şiirler beni buluyor, ve bana sımsıkı sarılıyor...
Varya ilham perileri ruhuma kattığı heyecanlar
işte onlar Doyumsuz mutluluklar veriyor canıma.
Bana iyi geliyor şiirle hayatıma devam etmek...
Korkma Edebiyata yaslanmak hoştur, güzeldir,
sözcüklerle oynamak arasında bir ömür yudumlamak...
Keyifle yapılan bir uğraşı bedenim için...
Bu yüzden şiirlerime sarılıyorum...
----------------------------------------------------------------
Yazılmayan Yazılanlar
Ne zaman karşılaşsak gözlerimizi kaçıyoruz ayaküstü
Ki kaçamadığım şeyler vardır
Tıpkı sevgilimin gölgesi gibi
Bu kaybolmuşluğudur sevgilimin
Sanal Dünyada tarar saçlarını
Bilin istedim..
Ben ki yorgun mesafelerden çıktım
Telefonları, adresleri, kendileri değişenler
Yastığınızın altından geçtim
----------------------------------------------------------------
Çocukluktan bir anı... ( More than 55 years ago... )
Yine kendimi bilmez bi şekilde, kalabalık arkadaş grubuyla
birlikte regada bir mekanda kendimi dağıtıyorum.
İnanılmaz birşey ama hayatımda tüm şımarıklıklarımı çeken,
benim kadar manyak ve bencil bir insana gıkını çıkarmadan
katlanan pek çok insanlar var.
İyiki de varlar...
Ama tabi bu durum her zaman böyle değildi.
Örneğin erkenlik yıllarımda (let's start to the game begin :))
çok garip bir yaratıkdım ben.
Bir kere zaten dış görünüş açısından buna resmen zorlamış
olabilirim insanları. Sürekli simsiyah kıyafetler, kabarık
dalgalı saçlarımı kendim kesmeler,
dağınıklık, dış dünyadan tam anlamıyla kopuk bir hayatı...
Arkadaşlarımın çoğu grup dışından insanlardı kafam neyi isterse,
canım ne çekerse onun peşine giderdim.
Hiç tanımadığım insanların evinde yatıp kalkmaya
13 yaşımda falan başlamış olduğumu düşünüyorum.
o zaman 15 yaşında her tarafına zincirler takan araba çalan
kolonya içen kızıl saçlı bir sevgilim vardı.
VR' deki okulumuzun popüler her daim buram buram parfüm kokan,
saçları her gün düzgün, bol makyajlı, etekleri kısacık
kızlarının benden korkmakta haklı olduklarını düşünüyorum.
Popüler kızlarda dalga geçerlerdi benimle..
Vücudumdan tutun, kıyafetlerime, saçımdan, kendimi bir türlü
açıklamaya kasmadığım için ağzımdan çıkan her cümleyle
alay ederlerdi.
Spor salonunun arka tarafında öpüştüğüm her kız okul
servislerinde
millete benimle yattıklarını ilan ederlerdi.
Oysaki iri kemikli vücuduma aykırıcasına hareket etmiş
ve çok erken yaşta kocaman olmuş üçgen vucuduma ve
yine orantısız büyük olduğunu düşündüğüm kaslarımdan dolayı
vücudumdan ilgi çektiğim yıllardan söz ediyoruz...
Bir kızın karşısında rahatça soyunamaz bu işi ona bırakırdım.
Gariptir ki bu kadar acımasız bir ergenlikten sonra inanılmaz
bir özgüven sahibi olmuştum.
Bu yüzden teşekkür etmeliyim beni yalnız bıraktıkları yıllara.
Çok iyi bir gözlemci yaptı bu beni.
Benimle alay etmek için yaptıkları her saldırı
beni çok daha güçlendirdi ve ben artık yalnız değilim.
Hem de sırf yalnız kalmamak adına çevreme soktuğum
insanlarla değil
gerçekten dostluklarına paha biçemeyeceğim insanlarla
birlikteyim artık.
----------------------------------------------------------------
inanmasanda.......
yüregimden dilime oradan elime
düşer
ter ter aşkın...
kimbilir ne öpülesi kelimelerin vardır
dudağında
----------------------------------------------------------------
Size,
bu odanın alaca karanlığından,
okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
tenimde kalan tuzdan ve
yastıklarda kuruyan gözyaşından
hiç bahsetmedim.
Size,
Nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza (garip,tuhaf aslında)
beyaz bembeyaz tabiatımla "iyiyim" diyorum.
Yani aslında korkuyorum
bütün bunlar kıyamet
bütün bunlar cinnet
bütün bunlar cinayet demeye,
bir daha düzeltilemeyecek sözler
söylemeye korkuyorum.
Telefonla birlikte ışığı da kapatıp bol şanslar deyişiniz,
şanslar deyişiniz, deyişiniz çınlarken içimde,
bunun beni ne kadar kırdığından hiç bahsetmedim.
Bahsetmediğim çok şey var daha
yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
akşamın altını gümüşe dönüyor
bunlar da önemli elbette
en az,
bana iftirayı öğrettiğiniz
bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.
Odadaki ışığı,
tenimdeki tuzu kırdım
yastıklarda kuruyan gözyaşını,
ufku
terk ettim.
Söz kirlendi,
kendi uzayımda kendime
yol göstermekteyim.
Sizinle yaşadığım her şey kıyamet,
Sizinle yaşadığım her şey cinnet,
Sizinle yaşadığım her şey cinayetti.
Ruh kirlendi,
kalbimin kenarında onuruma dokunan size
akrep beslemekteyim.
----------------------------------------------------------------
La amor love aşk!
Aşk her zaman haber vermeden gelir
ve hazırlıksız yakalar.
Çünkü aşk bir süvari baskınıdır.
Ne olduğunu anlamadan kargaşanın
ortasında buluverirsin kendini...
Savaş naraları, nal sesleri arasında
silahsız, korumasız, ayakların çıplak
ve parlar aniden bir kılıç üzerinde
bir tek darbeyle alır canını.
Bir at başı seçebilirsin sadece hayal meyal
sağrısı ter kan içinde, ağzı köpük, kulakları
dik,burun delikleri kocaman açılmış
süvarisi kim?
Niye şimdi?
Ve niye sen? ...
----------------------------------------------------------------
Varsın olmasın hayatta her istediğim,
Ben olana "Başardım" olmayana da "Başaracağım"
demesini bilirim
----------------------------------------------------------------
Rüzgar öyle diyor.!
Rüzgar nereye savuruyorsa tekne oraya gidiyor,
Hafızalara yeni değerler ve güzellikler ekliyor.
Sarı gülüm bunlara sadece ve sadece gülümsüyor
Kendisine laik bir değer ve güzellik bekliyor.
Rüzgar işini biliyor ve şöyle söylüyor.
Güneş ve yağmurun beraber yaşadığı ülkede
Geceyle gündüzün beraber olabildiği sahillerde
Sarı gülüm aşkını bulacak elbette, diyor.
----------------------------------------------------------------
Evrensel Tembellikte,
Hiçlik ve boşluk kavramında lanet edilen duygusal oyunlar.
-
Hiçlik esastır!
Bir kez içine girilince, bu sinirsiz hiçliğin ne uzunluğu, ne genişliği vardı;
ne kuzeyi, ne güneyi...
Yasamış ve deneyimlenmis olduğu, haz aldığı, acı çektiği her şey hayaldi.
Tutku geçiciydi. iyimserlik kendini kandırmaktı.
Simdi duyuların anılarından bile şüphe duyuyordu:
dokulardan, ısılardan. Renk, form, desenler, bütün bunlar oyalanmak içindi.
Aklın bu dayanılmaz sıfırı gizlemek için icat ettiği oyunlar...
Hem bunda ne var ki? Boşluğa fazla bakmak insani delirtirdi.
-
Boşluk.
Yüksek sesle söylendiğinde yalnızca ölü bir sözcüktü bu:
Keşfettiği yeri kesinlikle tanımlamıyordu.
Onun boşluğu daha kusursuz, uyandırdığı dehşet çok daha berbat,
derinliklerindeki kurtarılma umudu başka herhangi bir yerdekinden
çok daha zayıftı. Orası efsanevi bir Hiçlik’ ti,
ona kıyasla diğer bütün karanlıklar kör edecek kadar aydınlık kalıyordu.,
yaşadığı diğer bütün umutsuzluklar yalnızca çukurla yaptığı flörtlerdir, çukurun kendisi değildi…
Bak bu boşluk ne kadar saf, ne kadar mutlak.
Mucizelerle dolu bir dünya böylesine yüce bir hiçlikle boy ölçüşemez,
asla boy ölçüşmeyi umamaz.
-
Yaşam tamamen rastlantıdan ibarettir. Bütün sorun onu kullanmayı öğrenmekte. (Mamulyan)
----------------------------------------------------------------
Sensiz yalnızlığımda olamıyor, hep varsın yüreğim'in yarısı sensin.
Rüyalarımda, uykularımda, yaşamımda ve yaşam sonrası...
----------------------------------------------------------------
Gerçek Aşk
yüreğiniz, bedeniniz, ruhunuz, bilinciniz ve beyniniz
aynı kişi ile uyum içinde olduğu zaman birlikte
oluşturduğunuz size özel manyetik alandaki yaşamınızdır.
----------------------------------------------------------------
İstanbul da bir deli!
Düşüncelerim de yalnız değilmişim
Anladım ki
İstanbul da sevmiş beni
Belkide pişman
Şimdi o da kıskanır seni benden
Ne desem ki
Belki de kıskandığı
Bunun için ağladığını istanbul un
Ondan sel için de İstanbul
Sakın bir de hıçkırma İstanbul
Sallanır durur sonra her yerin
İstanbul böylesine kıskanç ve hırçın
böylesine deli
Senin gibi
Çıldırır kaybeder kendini
Beni bir başkasıyla düşündüğünde...
----------------------------------------------------------------
İstanbul da bir serseri aşk var.
İstanbul da binlerce aşk var
Başkaları için benim ki de bunlardan biri
Benim aşkımın bir farkı var
İstanbul da aşık benim aşkıma o da serseri.
İstanbul bütün aşkları bilir ve yaşar
Tüm gizemin le Aşkı anlat bana İstanbul
Yazarlar grubumda yazdır bana bu gece
Nasıl oluyor da aşıklar senin ile el ele geziyor
Söyle nasıl severler sevgi sözcükleriyle
Havalar soğuk, denizde...
Oturmuşuz kayalara ayaklar denizde
Birer kadeh şarap elimizde
Sadece ikimiz, başın omuzum da
Bir de bizim gibi serseri İstanbul
Birde söyle bana aşk buysa bu gece
Hani uzun bir süreçte aşk bulmadı beni
Sevdalarla yetindim, oyalandım
Değmedi yüreğim bir başka yüreğe
söylemedi dilim güzel sözler bir daha öyle
Sen her şeyi görüyor biliyorsun İstanbul
Beni sevebilecek var mı bir bildiğin
Biliyorsun ben hemen herkesi severim
İstanbul yalvarıyorum aşkı göster
Aşkı çizdir bana bu gece
Bu gece ayaklar denizde
biz kayaların üzerinde
kadehler ve öpücük
Bir bak onun yüreğine, Söyle İstanbul
Kollarımdaki serseri beni seviyor mu? Aşık mıyız?
Serseri !!!
----------------------------------------------------------------
Her şey akıyor
Nehir de su
Evren de yaşam
Yaşamda zaman
Gözüm den sen
Sözüm den kelimeler...
----------------------------------------------------------------
Sen bir ara şu göğe bir baksan
Bir değil bin yıldız mesafesi kadar daha uzağım
Bir buse seslense evrenin herhangi bir yerinde
Ben ona uçarak yağarım.
Beni sensiz yaptığın da!
Böyleyim.
----------------------------------------------------------------
Sen ve seninle olan
Her şey öyle kimsesiz
Kimliksiz
Ve de eskimiş
Her şey
seninle bitmiş.
Benden başka,
Sana yaşam yok bu Dünya da!
----------------------------------------------------------------
Geç kalınmış bir yaşanmamışlıktı her şey...
Her şey sıradan saplantılı bir alışkanlık…
Yaşamın geriye bıraktığı çöplere bulaşmaktan başka
Yaşanacak başka bir şey kalmamıştı
----------------------------------------------------------------
Saçları okşandıkça
Gözlerine bakıldıkça
Kitap gibi okundukça
Başımı koyarken yastığına
Değişir diyordum.
Engel vardı
Değişmedi
Bitti, yok oldu.
----------------------------------------------------------------
Ağzımdan çıkan son söz değilsin
İlk söz de olmamıştın
Söz yoktu
Sözlükte.
Söz olamazdı
Söze zaman yoktu
Aşk vardı.
----------------------------------------------------------------
Diyorum ki kuşlar
Hangi bulutun gölgesinde sevişirler?
Hangi mevsimde dönerler yeniden?
Tüylerini okşadığımda tepişirler
Kanatları aşk enerjisini olup.
Sen dudağını dudağıma koyana kadar.
----------------------------------------------------------------
Bir kapı açılıyor kağıtta
Kalemi elime aldığım da
Öylesine boşlukta sallanan harfler
Asileşiyor, dokunuyor ruhuma
Konuşmak istiyorum
Ellerim ağzımı kapatıyor
Bakmak istiyorum
Gözlerim nöbeti terk etmiş
Ben, benimle savaşıyor
Sana kötüsün dememem için
Oysaki sen çok kötüsün, kötüden de kötü
İftiralarını kolunun altına koymadan gittin.
----------------------------------------------------------------
Kimden Korkarım
Ben cahilden korkmam
Cahil ben cahilim anlamam der size bırakır
Sorun yaşamazssınız.
Ben Bilge, uzman insanlardan korkmam
Uzman dır işi ona bırakırım, işini yapar gider
Sorun yaşamazsınız.
Ben Yarı cahil'den çok korkarım
Oradan buradan yarım, yarım bilir,
Kalanı da yalanlarla tamamlar
Sorunlardan kurtulmak zaman alır.
----------------------------------------------------------------
Ben senfony çalıyorum
O arabesk
Ne o senfony dinliyor
Ne ben arabesk.
Bu işin sonu ne olacak?
----------------------------------------------------------------
Neler Oluyor?
An onunla
Anılar onunla
Yürek zaten yok
Aldı gitti.
Gözleri var
görmüyor
Kulakları var
Duymuyor.
Bir şeyler yapıyor
Soruyorsun
Ne yaptığını bilmiyor
Ne beni ne de kendisini sevmiyor
Arkanı döndüğün de ağlıyor
Ağlıyorum
Seviyorum diyor
Seviyorum diyorum.
Sonrası
Gene olmuyor
Ne yaptığını bilmiyor
Ne de neyi sevip neyi sevmediğini.
Kafalar karışık
İplik üzerinde sevdalar
bir gidiyor
Bir geliyor.
Tanrım
Bilmek istiyorum
Bize neler oluyor
Biz bitmeden bitsin bu acı.
----------------------------------------------------------------
Çıplak,
Hayır o bir Nü,
Yok, yok bir Tanrıça
I Ih o da değil İlah olmalı
Bu da olmadı
Olsa, olsa
Gökten kayan bir ışın yada yıldız
Bula, bula beni buldu
Buldu da ne yaptı
Yüreğimi yaktı
Bitirdi
Beni...
----------------------------------------------------------------
En uzak mesafe
kendinize koyduğunuz yasaklar ve getirisi olan sınırlardır.
----------------------------------------------------------------
Yok çizmek
Elimde kalem
Karşımda tuval
Sadece ve sadece
Saçlarını çiziyorum.
Çizgiler, çizgiler, çizgiler
Adeta kader yolları
Kimisi uzun, kimisi kısa
Ama hepsinin bir sonu var.
Bitiş noktalarına doğru
Bir aydınlama yapıyor
Sanki kaderine
Işık tutuyorum
Sonra saçlar üzerinden
Bir past geçiyorum
Sanki onları
Ellerimle okşuyorum.
Saçların bittiği noktada
Parmaklarım donup kalıyor
Dolgun göğüslerini çıkaran
Daireler çiziyor, çiziyorum.
Uzunca boynunu
Yüzünün hatlarını
Sahip olduğun herşeyi
Çiziyor, çiziyorum.
Gözlerinden dudaklarına kayan
Göğüslerinde son bulan
Damlacıklar koyuyor
Elimde kalem çiziyorum.
Ağlama artık
Tuval sırılsıklam
Ben çiziyorum
Sen siliyorsun.
Yol açık
Bıraktım seni
Nereye istiyorsan
Oraya Gidiyorsun..
Kalemi kırıyorum
Tuvalı parçalıyorum
Bir kadeh LaGrange
Kadere kahrediyorum.
Sen gerçekte yoktun
Çizgilerimde de
Hiç olmadın
Çünkü sen yoktun.
----------------------------------------------------------------
İşte Ben Böyleyim ....
Bir anda susar
Bir anda coşarım
İmkansızı ister
Mükemmeli yaşarım
Çünkü
İmkansız diye bir şey yoktur.
----------------------------------------------------------------
---Yürek sadece yürekle iletişim kurabilir.---
(Aşk sözü yüreğinizde ise, karşı tarafın yüreğinde
aşk sözü yoksa ne kadar konuşursanız konuşun
boşa konuşmuş olursunuz.)
----------------------------------------------------------------
Kaybetme Korkusu
Aşk bir yumak haline gelip boğazına sarılıverir insanın bazen.
İşler çözülmez haldedir ve bu kördüğüm insanı istemediği şeyler
yapmaya zorlar çaresiz. Birbiri ardına yapılan yanlışların
en büyük nedeni ise kaybetme korkusudur. Bu korku bir kez
girdi mi insanın yüreğine o andan sonra akıl ve mantık sürgüne
gönderilmiş iki mahkuma dönüşüverir birden.
Siz aşkınıza sahip çıkmaya çalıştıkça o kördüğüm giderek büyür
ve bir süre sonra yumağın ipleri boğmaya başlar. Kurtulabilmek
için çırpındıkça bir başka canavarın, kıskançlığın ellerine
teslim olursunuz.
Öyle bir canavardır ki kıskançlık, beraberinde tedirginliği,
endişeyi ve huzursuzluğu da getirir. Beyni böcek gibi kemiren
soruların başlıca kaynağı da kıskançlıktır. Terk edilme
ihtimaliniz çoğaldıkça sorular artar. Kesin ve net yanıtı yoktur
hiçbir sorunun. Onun bir başkasıyla olabilme ihtimalini,
bir başkasıyla sevişebilme ihtimalini düşünmek, uykusuz
gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.
Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan
sevgilinin her davranışı, her sözü sadece ve sadece kıskançlık
süzgecinden geçirilecektir.
Bir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan
kıskançlık, sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık.
Ve düşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbette.
Kıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir
gibi görünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket
ettikçe çamura daha da gömülmesine benzer. Yanlış, yanlış
üstüne eklenir.Mantık ve aklın ardından benlik ve kişilik
de çıkar sürgüne. Siz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye
çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika
bile oturamaz hale getirir. Üstelik değişmek uğruna yapılan
hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir.
Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık. Bu noktaya
nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile. Hangi olay, hangi
kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık.
Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.
Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp
durursunuz.
Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan
sevgiliden kurtulmaktır. O sevgilinin diktiği ama üzerinize
tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz
aşk giysisini çıkarmanın zamanı gelmiştir. Bu tutsaklığı
yaşamaktansa kar altında çıplak kalmak çok daha iyidir.
Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, bir yerlerde
sizi beklemektedir...
----------------------------------------------------------------
Gökyüzüm gibisin.
Seni benliğime gökyüzüm dedim kaydettim.
Çünkü sana ulaşmam gökyüzü kadar imkansız
Bulutların etrafında sana erişmeye çalışan umutlarım.
Etrafındaki yıldızlar yüreğimin ışın saçan aşk çığlıkları
Sana bakan Güneş ise işte o benim seni seyreden pencerem
Gözlerini kapatan Ay ise ümitsizliğe düşmüş tutkularım
Fırtına rüzgar ve yağmur ise beni düşlerimden uyandıran dostlarım.
Gökyüzüm Evren kadar uzak esen rüzgarın verdiği duygular kadar yakınsın.
----------------------------------------------------------------
Bir Zaman Tüneli;
Bir ömür doyumsuz bir aşk gibi yaşamaya değer,
Bir yıl yaşa göre öykülerle dolu bir yaşantı,
Bir ay günleri içeren umut döngüsü,
Bir gün Güneşin iki kez doğuşu arasında bir çekim,
Bir an, İşte şuan seni yaşadığım arzuladığım an
Bir aşk bir zaman tünelindeki sonsuz yaşam.
----------------------------------------------------------------
Sevginin Kokusu
Dostum birden soruverdi:
Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır?
Şöyle düşünmüş olmalıyım:
Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran
iç aydınlığından.
Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir
el işareti yaptı:
Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın
içinden sızar,bir yerlere girer, orayı değiştirir.
Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar.
Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu duymamıştım.
Dostum anlayışla baktı:
Doğrudur, duymamışsındır. İnsanlar pek farketmezler.
Oysa, her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır.
Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi,
bunları da bilirlerdi. Ama bir çok şey gibi bunu da kaybettiler.
Yani, önceden biliyorlar mıydı?
Elbette, biliyorlardı. Bak hayvanların birbirleriyle iletişim
kurmalarında koku nasıl önemli bir rol oynar…
Evet ama konuşamadıkları için… Dostum biraz sabırsız, sözümü kesti:
İnsanlar konuştukları için artık kokuya gerek duymuyorlar değil mi?
Şimdi sen bana insanların konuştuklarını mı söylüyorsun?
Artık yanıt vermiyordum. Dinlemeyi sürdürdüm.
Dostum:
Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar.
Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri sözcükler var.
Birbirlerine onları söylüyorlar.Gerçekte çok azı,
çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et,
duygu sözcükleri yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken
sözleri söylerler. Onun için de çoğunlukla birbirlerini
dinlemezler. Gerçekte konuşmayan, gerçekte dinlemeyen insanlar
iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık
anlaşamıyorlar. Koku ve dokunma. İşte gerçek iletisimin iki yolu.
İnsanlar ikisini de unuttu. Onu biraz kışkırtmayı denedim.
Şimdi insanların birbirlerini koklamalarını mı söylüyorsun?
Umutsuz ve kırgın bir bakışla baktı:
Keşke ne dediğimi anlasalardı da söyleseydim. Koklamak,
öyle incelikli bir duygudur ki, bugünün insanına öğretilmesi
gerekir. Zavallı koku alma duygumuz. Öylesine kötü kokularla
bozuldu ki, yeniden eğitilmesi gerekiyor. Biliyor musun,
insanlar insan kokusunu bile alamıyor. Bir kadının kokusu.
Bir erkeğin kokusu. Çocuğun kokusu. Yaşlı insanın kokusu.
Umudun kokusu. Bezginliğin kokusu. Hayata kırılmanın kokusu.
Mutluluğun kokusu. İnsanlar bütün bunları unuttular.
Dokunma da öyle insanlar bunu da unuttu.
Bir elin el üstüne konması. Bir omuzun omuza dayanması.
Bir sırtın sırta dayanması. Ayakların birbirine sarılması.
Bedensel dokunma. Unuttuğumuz ne çok şey var…
Günümüz insanını savunmak istedim:
Ama sözcükler var, yazı var. Belki o yüzden unutmuşuzdur.
Dostum biraz dalgınlaştı:
Evet yalanların aracı sözler, yalanların aracı yazılar.
Bir türlü içimizden geleni söylemeyi, yazmayı bilemediğimiz
için yalanlarımızın aracı olanlar. Beden yalan söylemez,
dokunuşun yalan söylemez. Bunlar gerçekleri iletir.
Sadece gerçekleri…
Parfüm dünyasının gerçek bir uzmanı şunları söylemişti:
Parfümler doğanın verdiklerine insan ustalığının
katılmasının ürünüdür, ama hiçbir parfüm kadın tenine
değmeden gerçek bir koku değildir.
Parfüme kişiliğini veren, kadının özel ten kokusudur.
Onun içinde parfüm her kadında birbirinden farklı
özellikler kazanır. Parfüm sürmenin ustalığı,
bu karışımın oluşmasına yardımcı olacak ölçüde biçimde
sürmeyi bilmektir. Böyle sürülmediği zaman kadın sadece
parfüm kokar, ama sürmesini bilen kadının kendisi kokar.
Önemli olan da parfüm değil, kadının özel kokusudur.
Bu özel kokuyu kadının giydiği eşyaların durduğu gardropta,
çamaşırlarında, özel yerlerinde bulabilirsiniz.
Dikkat edin özel kokusunu tanımadığınız hiç bir kadını
gerçekte tanımış sayılmazsınız. Ne yazık ki insanın kokusuna
önem vermeyi bilmiyoruz. Sonra bir gün
“mutluluğun kokusunu”
tanıyacaksınız. Tenin hafifçe pembeleştiğini göreceksiniz.
Güneşin ilk ışıklarına eşlik eden tozpembedir bu. Mutluluğun
biraz utangaç, biraz ürkek, biraz çekingen başlayan,
ama sonra cesaretle yayılan, güç veren,
kendini duyuran özel pembesi. Bu pembeliğin üzerine
dikkatle bakacaksınız. Orada buğulu bir nemlenme göreceksiniz.
Hep uçan, hep havaya karışan, hep yenilenen üçücü bir nemlenme.
Görenlere
“Sende bir şey var, aşıksın galiba”
dedirten bir bahar tazeliği, filiz tadı… Yaklaşın o tene.
Yaklaşın ve mutluluğun kokusunu duyun.
Birbiriyle uyum içinde binlerce kokunun süzülmüş kokusunu duyun.
Pembeden eflatuna, deniz mavisinden güneş sarısına değişen
gökkuşağı renklerindeki özel kokuyu. İnsanı rahatlatan,
dinlendiren, coşturan, kıpırdatan, susturan, konuşturan
mutluluk kokusununu duyun. Dünyanın en güzel kokusu budur.
Bebeğin annesinden aldığı koku budur. Annenin bebeğinden
aldığı koku budur. Seven insanın sevilen insandan aldığı
koku budur. Ama bu koku kendiliğinden olmuyor.
Buna emek vermek gerekiyor. Sabahların, gecelerin,
gün ışıklarının birbirine karışması gerekiyor.
Umutsuz günlerde, umutlu günlerde birbirinin değerini
bilmek gerekiyor. Mutluluk kokusu dağlarda, ırmaklarda değil.
Bu koku yalnız insanda. İnsanın insan da yarattığı koku bu.
İnsanı insan kılmanın kokusu. Sevginin kokusu. Güvenin kokusu.
“İYİ Kİ VARSIN”ın kokusu.
“Keşke şimdi yanımda olsaydın”ın kokusu.
“SENİ SEVİYORUM”un kokusu.
“Beni seviyorum”un kokusu.
Bir gün mutluluğun kokusunu tanıyacaksınız. O zaman daha da
mutlu olacaksınız, biliyorum.
----------------------------------------------------------------
Yelkensiz Gemi
“Sevgilim” deseydin, sevgilim din…Demedin oysa… Kuru bir
“seviyorum”dan baska hicbir sey demedin. Oyle kuru, oyle soguk,
oyle uzakti ki ondaki anlam! Bu kadar kolay miydi hersey,
bu kadar yakin miydik ucuruma? Savunmayacak miydin sevgimizi?
“Sevgilim” diye haykirmayacak miydin ardimdan?
Dusundugum bu degildi…Hayal ettiklerim, beklediklerim baskaydi
senden…Mucadele beklemistim oysa yelkensiz olan gemimizi kiyiya
ulastiririz sanmıştım…Kiyiya ulastirirsin sanmistim..
Oysa onu denizin ortasinda , savunmasiz birakmama goz yumdun..
Bu kadar yipratici olamazsin…
Oysa bir anlam olmaliydi yasadiklarimizda! Paylasilan duygularin
bir anlami olmaliydi..Yuregimdeki martilarin bir anlami olmaliydi.
Beynimizdeki melodilerin, aramizdaki cekimin, gecen aksamki sohbetin
bir anlami olmaliydi. Duygularimizin bir anlami olmaliydi…
Yuregimizdeki tum MARTILARI ucurdun simdi… Hangi yone gittiler
bilmiyorum, geri donerler mi bilmiyorum… Dunya bosaldi mi ne?
Neden bu kadar sessizlesti birden yasam, neden artik parlamiyor
yakamozlar gozlerimde, neden artik ruzgar esmiyor… Her sey
seninle mi kaldi yoksa… Mantigim, mantigimi bana birak lutfen ona
ihtiyacim var. Bazi seyleri anlamak icin ona ihtiyacim var….
Evet! Biz istedik arkadaşlığı, cikmaz yollara yönelen sendin,
kucaginda bir yigin noktayla karşıma çıkan sendin…Kahretsin!
Bunu neden yaptığını bilmiyorum.. Ve… benim buna nasil
goz yumduğu mu.. Tıpkı… Balkondaki akasyalari sularken,
fazla sudan dolayi sararacaklarini bilmedigim gibi…Su onun
icin hayat olmaliydi oysa.. Ve ben de senin tutunacak dalın!
Bazi seyler vardi aramizda biliyorsun, olmamasi gereken ama
daima var olan. Farkli uclardaydik seninle, farkli mevsimleri
seviyorduk, farkli zamanlarda… Sen buyuk firtinalara vardin,
bense lodostan bile urkuyordum…Oysa basardigimiz seyler vardi
her seye ragmen, daha dogrusu oyle saniyordum….Binlerce yildiz
arasinda, ayin guzelligini gosterebilmekti tek amacim…
Yildizlari sondurmekti…Sorunlari yok etmekti…
“Bitti” deyisim oylesine bir seydi, oylesine siradan,
sakaciktan… “Hayir” demeliydin! Hatta kiyametler koparmaliydin
yuregimde, hendekler acmaliydin yoluma, gidemeyeyim diye… Sahip
cikmaliydin, gozlerimdeki ay’a, sevgimiz diye… Beni yolumdan
alakoymaliydin… “Kal” demeliydin… Oysa demedin…
Belki de senin ciceklerin coktan solmustu ve ben akasyalari
kisin yasatmaya calismakla hata etmisim… Belki boylesi daha iyi
oldu… “Sevgilim” deseydin
sevgilim din… Hem de sonsuza dek. Martılarda, yakamozlarda şahit
olurdu.
Demedin oysa!
Bilir misin?… Kac ciglik olup yıkıldı yüreğim sevilmeden…
Bilir misin?… Nasil bir cana hasretti yuregim, sevgiye hasret…
Bilir misin?… Nasil zor oldu, Sevgilin olmadan Sevgilim demek…
“Sevgilim” desen sevgilim din… DEMEDIN OYSA!…
----------------------------------------------------------------
AŞK;
Günahsızlar kadar MASUM,
Aldatmayacak kadar SADIK,
Tüm hazinelerden ZENGİN,
Sonsuzluktan YAKIN,
Tek başına yaşanamayacak kadar ÖZELDİR.. ÖZELİM OLMAK İSTER MİSİN...
----------------------------------------------------------------
Hayat surprizlerle doludur,
Bazen bildiğimiz bilmediğimiz
Bazen de bilmediğimiz bildiğimiz olabiliyor
Hayatta kesin olan hiç bir şey yoktur.
----------------------------------------------------------------
Ben kimim?, neler bilirim?, neler yapabilirim?.......
Bir insan için en zor ve isteksizce yapılan işlerden biri
Kendini tanımaya, anlamaya, bilmeye çalışmaktır.
Kendini tanımadan yola çıkmak ise
Tanımadığın bir gemi ile
Belki tanıdığın belki tanımadığın denizlerde sefere çıkıp
Belki tanıdığın belkide tanımadığın bir limana gitmeyi
istemek gibidir.
Kendini ne kadar iyi tanırsan
Hangi denizden hangi limana gideceğini de daha iyi bilirsin.
Tembellik etmeyin
Hafif sıcak bir günde
Deniz kenarında
kayaların üzerinde
Başınızı ellerinizin arasına koyun
beyninizden... ayaklarınıza kendinizi araştırın
kendi öz ruhunuzun sesini dinleyin
Siz ne siniz? nasıl bir şeysiniz vs........
Cevaplarını
Bilin.
----------------------------------------------------------------
Yokluğunla birileri var olacak diyorken
Yokluğunla birilerini daha çok yok edebilirsin.
Yok etmek asla çözüm değildir.
Çözüm var etmektir.
Birilerinin var olmasını istiyorsan
Ona var olmasını sağlayacak alternatif çözümleri yaratmalısın.
Düşüncelerin daima olumlu çözümlerde olmalı
Olumsuz çözümleri bırak daha az yetenekli insanlar yapsın
Sen çok yetenekli ve güçlüsün
Kendine güvenini kaybetmiş olabilirsin
Güçlüsün
Yeteneğini çağır onunla birlikte ol
Ve
Olumlu çözümlerle Var etmek istediklerin
Var et.
----------------------------------------------------------------
Umutsuzluk, ümitsizlik insanı ölüme kadar sürükleyen bir felakettir.
Umutluluk, Ümitlilik insana daha çok mutluluk ve yaşam verir.
----------------------------------------------------------------
Bana yol gösteren gökyüzündeki yıldızımsın
Yalnızlığımda Tanrının bana verdiği ışıksın
Yüreğime hayat veren tutkularımsın.
---
You are the star of my sky, It eliminates my way
You are the light that God gave me, When I feel lonely
You are the morning, Passion comes to give life to my heart.
----------------------------------------------------------------
?Sen benim ışığımsın
Bulunduğum her karanlıkta
Sen benim canımsın
Canım seninle var oldukça
Sen benim evrenimsin
Evreni sen verdin bana
----------------------------------------------------------------
AŞK
Aşk yüreğimde dalgalı bir deniz
Aşk dudaklarımdaki son damla
Aşk anlatamadığım duygular
Aşk sensiz yaşanmayan
Aşk gecenin parlayan yıldızı
Aşk günle doğan kızgın Güneş
Aşk yüreğimdeki tik tak sesi
Aşk sana uzanan bir yol
Aşk aldığım her nefes
Aşk dudaklarda duyulan ses 'SCSS'
9 dakika önce · Gizlilik: · Beğen ·
----------------------------------------------------------------
Affet
Algıladığım senden, kulak verdiğim sesinden,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten...
Sensiz olmamın verdiği seni bensizleştirmekten,
Affet gülmüyorsa gözlerim seni düşünmekten
İçimdeki senden, sevgiden 'SCSS' demekten.
----------------------------------------------------------------
Aşk Olsun
Aşk bir muamma gibidir çözebilene aşk olsun
Aşk bulutunun üstünde gezebilene aşk olsun
Aşk incelik aşk azamet aşk özveri aşk nezaket
Aşk ilahların sathıdır aşk benliğin ruhsatıdır
Aşk kayalardan katıdır anlayabilene aşk olsun
Aşk olsun.
----------------------------------------------------------------
Işığısın,
Sönmeye yüz tutmuş sevgimin.
Misafirisin,
Her gece rüyalarımın.
Yağmurusun,
Kurumakta olan kalbimin.
Çiçeğisin,
Sevgi bahçemin.
Mehtabısın,
Sensiz, karanlık gönlümün.
Alevisin,
Kalbimi ısıtan güneşin.
Herşeyim sensin,
Her şeyimsin.
----------------------------------------------------------------
Merakmı ediyorsun acaba ben neredeyim.
Kelimelerin bittiği, sözün tükendiği yerdeyim.
Ama hala ilk gün gibi sana canım dediğim,
Canımdan can ol dediğim işte o yerdeyim...
----------------------------------------------------------------
Ara beni.........!
...Gecenin sessizliğinde
Gizemli bir rüyada
Ara beni...
...Sana gelmek için
Gün ağrana dek
bekleyeceğim.
...Aradığında
Hiç ayrılmamak üzere
Geleceğim.
...Ara beni
Gizemli rüyaların
Sessizliğinde.
----------------------------------------------------------------
Sensiz olmamak için
Rüyalarımdan
Uyanmak istemedim
Öptüm kokladım
Sensiz olmamak için
Ellerini bırakamadım
Perdenin aralığından
Sabah güneşine baktığımda
Sen oradaydın
Sensşiz olmamak için
Güneşi bırakamadım.
Düşlerimden uyandığımda
Avucumda resmin
ne kadar özlemişim
Sensiz olmamak için
Resmini bırakamadım.
----------------------------------------------------------------
Sevmek !!!
Sevmek, yanımdayken başını
Omuzumda hissetmekse eğer,
Sana güven duyuyorsam
Hayallerimde hep varsan eğer,
Sevdiğimi çığlık çığlığa
Söylüyorsam eğer,
Yokluğunda
Seni çılgıncasına özlüyorsam eğer
Seni Seviyorum.
----------------------------------------------------------------
!!!
Hayat, bedava;
Kaldıysa biraz hava bedava;
Dere tepe uzakta ama
yürüyüp gidebilirsen bedava;
Yağmur sel basmaya
çamur içine batmaya bedava;
Otomobillerin seyri ezilmezsen bedava,
Sinema beleş internet varsa bedava,
Vitrinler paran olmadığından iç çekmeye bedava;
Peynir zeytin değil ama
Zehirlenmesine acı su bedava;
Palavradan özgürlük,
Aniden tutuklanmak bedava;
Bedava yaşıyoruz, demiş şairimiz orhan veli
bedava
